2011-02-01

2011-01-28





hatırladın mı..
yatakta bana çalardın ayrılırken..

2011-01-27

yine yüzüstü bıraktım seni..
yine tüm korkularını haklı çıkardım..
yine kandırdım, aldattım..
vazgeç artık benden..
uzaklaş..
sana mutsuzluktan başka birşey vermiyorum..
anla artık bunu..
ve kurtar kendini..

2011-01-16

daytime drinking

"yüreğim çöle döndü. öylesine kavruk ki,
her gün içerek onu sulamam gerekiyor."

2011-01-15

baharı bekleyemedi bandini..




hoşgeldin Bandini.
tam zamanında geldin
biz seni özlemişken..

2010-12-31

hüzün kovan kuşu - adsız özlem..

geriye dönemem, ölümden beterdir yenilgiler.

günleri geçiremem, kalbimden düşer sevişmeler.


huyumdur hep ölürüm.

Ayımdır hep tutulurum
.

dışım içimden gelir


yani gölgem kendimden
.

aşktır ölümden güzel olan
.

bak ve gör yaşam düşlerdedir
.

hüzün kovan kuşu, hüzün getirdi...

Gözyaşına dök yağmuru
Düş uçacak bahara doğru
Yollar açılıp konuşacak
Mutlu edeceğim yokluğunu

december!

2010-12-28

the limits of control

- bir ihtimal filmlerle ilgileniyor olabilir misin?
ben epey eski filmleri severim.
dünyanın otuz, 40, yüzyıl önce nasıl göründüğünü görebiliyorsunuz.
işte kıyafetler, telefonlar, trenler,
insanların sigara içiş şekilleri,
hayata dair küçük detaylar.
en iyi filmler rüya gibidirler
gerçekten izleyip izlemediğini bilemezsin.

kafamda kum dolu bir odanın görüntüsü var.
sonra bir kuş bana doğru uçup, kanadını kuma batırıyor.
bir rüyadan mı, yoksa bir filmden mi geldi inan hiç bilemiyorum.
bazen insanların oturup, hiç konuşmadığı filmleri seviyorum
tabii.
pırlantalar kadınların en iyi arkadaşıdır.
the lady from shanghai filmini izledin mi?
orson welles
çok saçma bir film
rita hayworth sarışın rolünde
sanırım sarışın olduğu tek film bu.
oyun gibi. aldatma, cazibe, kırılmış aynalar arasında çatışmalar.
sonunda ölüyor rita..

blue moon

en kötüsünümü yaşıyorum..
yoksa yaşadıklarım düşüncelerimin bir yansıması mı?..

2010-12-27

hepinize nah!

nedir bu nah fetişi?
biri bana anlatabilir mi aceba..
nereye baksam ''nah'' şeklini almış parmaklardan oluşan fotoğraflar görüyorum
ya da orta parmak çıkmış falan..
hayır ne anlama geliyor onu da anlamıyorum..
fotoğrafıma bakanlar bu orta parmak size girsin gibi birşey mi? ne yani..
eskiden barış işareti adı altında 2 yapardı insanlar.. o da biraz saçma gelirdi ya neyse..
artık insanların fetiş algıları değişti sanırım.. nah ve orta parmak işareti tahrik eder oldu milleti..
bence öyle.. yoksa neden heryere bu tarz fotoğraflar çekilip koysunlarki..
ben denklanşöre basacak kişi olsam bana nah yapmış birini çekmem açıkcası..
ne ayıpp.. a a aaaa!
biri senin fotoğrafını çekme inceliğini gösterecek sende ona nah yapacaksın..
olacak iş değil doğrusu..


lütfen özürlü tavırlardan sakının..
normale dönün biraz.. :P ya da dönmeyin..
normalde neyse artık ama eminim ki bu değil..
absürd olun,
anormal olun ama manasız hareketlerden kaçının..


2010-12-24


şu
amerikalı mahkumların giydiği siyah beyaz çizgiliyafetlerden istiyorum. mahkum edicem kendimi.küçük bi çocuk gibi korkucam yaşadıklarımdan.

You Never Loved This City!!





bu parçayı dinlerken ölebilirim..

boktan işler müdüresi..

alnımın ortasından başlayan bir fermuarım olsa da açıp çıkabilsem kendi içimden..
öyle şiddetli bir şekilde arzuluyorumki bunu, belki birgün gerçekleşir diye umut ediyorum..
evet, insan kendinden uzaklaşmak isteyebilir, içinden çıkıp başka birşeye dönüşebilmek..
keşke mümkün olsa.. ama olamaz dimi.. neyse..
hayatımın son bulacağı ana kadar yapışığım kendimle..
yapışık ikizler bile benden mutludur heralde..

bazı kedilere baktığımda çok hüzünlü olduklarını hissediyorum..
neredeyse kederi okuyorum yüzlerinden..
bu çok içimi acıtıyor.. kendimden bile çok üzülüyorum inan..
hep bir kediye benzediğimi düşünmüşümdür..
uysal, mayışık, mırrrrlayan, uyku seven, her daim sevilmekten ve okşanmaktan hoşlanan,
zaman zaman saldırgan, tırmıklayan, başına buyruk, nankör..
ben insanların aksine kedilerin nankör olduğuna inanmam..
nankör olan ve bunun farkında olmayan tek canlı insanlardır..

kendim diyordum.. sıyrılıp çıkabilsem içimden..
yeni doğmuş bir bebek gibi.. çırılçıplak kalsam..
zamanla alışsam yeni varlığıma.. yaşamayı öğretsem, ayakta kalabilmeyi..
ama o zamanda yine acımasız olmam gerekir..
yok yok.. bu da olmayacak..
ne yapsam olmuyor..
ne yapsam..

yolda yürürken, dükkanların camlarına yansıyan yüzümü görmesem..
saçlarımı..
arabaların, otobüslerin, vapurların camında da..
sonra asansörde aynaya bakmasam..
çarçabuk eve girip, kimsenin yüzüne bakmadan yatsam..
uyuyabilir miyim??
evet, belki..
herşeyi unutucak kadar uyusam..
uyandığımda güneş açmış olsa, herkes mutlu olur belki..

o zaman olur belki he..

belki de mi..

yok ben, yaşlandığımda yanımda olabilecek cesareti gösterebilen o kişi her kimse
yanıma alıp sonsuza gitmek istiyorum..
hem orda böyle dertlerimiz olmaz..
beni daha çok sevebilir mi orda?
hiçkimse yokken başka sevicek..
mecbur kalır o zaman.. olmaz..
ya ben kandırabilir miyim onu orda daha fazla?
yok yok her onu kandırmaya çalıştığımda kendimi kandırmıyormuyum zaten ..
herkes benim gibi aptal mı..
kimseyi kandıramıyorum ben kendimden başka..
ama günahlarım için birilerinden af dilemem lazım..
neye yarayacaksa..
kendimi daha mı iyi hissedicem..
hayır.. asla..
kendimi iyi hissetmeyeli çok oluyor..
o his nasıldı unuttum..
yanii biliyorum elbet neye benziyor ama kendimi her iyi hisseder gibi olduğumda birileri de
kendini kötü hissediyor oluyor.. ya da hisetmeli..
ben kendim dahil hiçkimseye iyi gelmiyorum..
yok ben gitmek istiyorum kimsenin beni tanımadığı, benim de kimseyi tanımadığım bir yere..
neresi olursa işte..
uzaklaşma hissi aahh ne boktan histir o.. -kaçmak..
virüsü başkalarına da bulaştırmak..

benim gibi birini nasıl sevebiliyorlar..
neyim çekici geliyor onlara..
neyimden vazgeçemiyorlar..
ben bile kendimden vazgeçmişken..
nasıl her yaptığıma rağmen beni affedip kollarına alabiliyorlar..
bu utançla yaşamam için mi?
her onlara baktığımda yüzlerinde okuduğum geçmişin izleriyle yaşamam için mi?

neyse..
beni tanımayan insanların da ne kadar boktan bir kadın olduğumu öğrenmelerini istedim sadece..
hatalarla doluyum.. çok çok fazla haata yapıyorum..
sonuçlarını bilerek, hissederek yine de yapıyorum..
iflah olmaz bir kadınım..
bu aptal bloga da yazı yazmaktan nefret ediyorum..

2010-12-19

”Giysilerin kişisel zayıflıkları koruma altına alma özelliği vardır,
ancak insanlar belli bir kıyafeti giyerken bir maskenin ardına
saklanmaktan ziyade yeni bir kişilik yaratma kaygısı taşıyor olabilirler.
İnsanlar kendilerini bir hisse (keder gibi), bir ruh haline
(eğlence, parti havası gibi) ya da bir karaktere
(dürüst ve iş zekasına sahip bir iş adamı gibi) bütünüyle adamak
istiyor olabilirler. Bunların hepsinde bir çeşit sihir vardır,
sanki insan, uygun renklere bürünerek eğlencenin, işin, aşkın,
dindarlığın ruhunu veya cinini çağırmakta ve ruhunu ve bedenini
ele geçirmesine izin vermektedir.”

JOHN HARVEY